31 Temmuz 2009 Cuma

Lahana kapsülü ile nasıl zayıflanır? Lahana kapsülü yararları ve Zayıflamak

Merhabalar ,
Size bügün lahana kapsülü ile nasıl zayıflanır onu anlatacağım...
LAHANA KAPSÜLÜ NEDİR?

Almanlar, lahananın pişirilmesi, pişme esnasında ki kötü kokusu ve bu tür negatifliklerini ortadan kaldırmak için Lahana Kapsülü hazırlamışlar. Özellikle ünlülerin kullandığı zayıflama yöntemlerinden birisi olan Lahana Kapsülü ile zayıflama yöntemi gerçektende bu aralar en etkili zayıflama yöntemlerinden birisi olarak görülüyor.

LAHANA KAPSÜLÜ

Lahana bitkisinde bulunan vücuttaki yağlarımızı yakmaya yarayan maddenin etkisini bütün diyet ve zayıflama uzmanlarıda kabul ediyorlar. Lahana kapsülü almak istemeyen, para harcamak istemeyenlerinde pazarlarda çok ucuza satılan Lahana ile yaptıkları Lahana çorbalarından içerek zayıfladıkları bir çok web sitesinde yayınlanan yorumlardan anlaşılıyor.

LAHANA KAPSÜLÜ VE ÇORBASI ARASINDAKİ FARK

Ancak Lahana çorbasının tadını ve kokusunu herkes beğenmeyebilir. Yani bunu evde kendimiz hazırlamak istersek biraz işkence halini alabilir bizim için. Bildiğimiz gibi lahana aslen ağır kokulu ve yoğun tadı olan bir sebze. Bu nedenlede özellikle haşlandığı zaman bo tad ve koku bizim dilimize ve burnumuza daha yoğun olarak geleceğinden kullanmak biraz güç olabilir.

ZAYIFLAMA HAPLARI

Piyasada satılan Zayıflama hapları içerisinde en tavsiye edilen ve bitkisel içeriğe sahip olanlardan birisidir Lahana kapsülleri. Zayıflamak her kadının hayalidir. ve güzel bir bedene sahip olabilmek için de spor ve düzenli beslenmemin yanında bu bitkisel içerikli kapsülleri de kullanabiliriz.


LAHANA KAPSÜLÜNÜN İÇERİĞİ VE FAYDASI

Lahana da bulunan ve zayıflamayı sağlayan etken maddenin ismi Laktik asittir. Bu madde bağısaklarımızda bulunan yararlı bakterilerle birlikte iyi bir emilim ve sağlıklı bir yaşam ortamı hazırlanması konusunda yardımcı olur. Ayrıca kullandığımız haplar, ilaçlar gibi yapay ilaçlarında vermiş olduğu zararlı etkileri ve bağısaklarda ki olumsuz etkileşimin de düzenlenmesini sağlar ve yardımcı olur.

LAHANA KAPSÜLÜNÜN ETKİSİ VE YOĞUNLUĞU

Elbette Lahana'nın zayıflamaya olan etkisinin yanısıra, sağlığımızı düzenleyici etkiside vardır.
Ancak en başta da söylediğimiz gibi Lahana çorbası yapmak yerine bu kapsüllerden kullanmak çok daha akılcı olacaktır. Çünkü zayıflamak için üretilen bu Lahana kapsülleri konsantre olarak üretildikleri için Lahana çorbasına göre üç kat daha etkili ve yoğundur. Ayrıca damak tadınızı bozmaz.

LAHANA KAPSÜLÜNÜN ZAYIFLATMA BÖLGELERİ

Lahana kapsülleri ile zayıflamanın nasıl olduğunu merak ediyorum diyorsanız, lahana kapsüllerinin içeriğinde bulunan maddeler, vücudumuzda anında aktif hale gelerek kendisini gösterir ve karın, bel, basen, göbek ve kalçalarda ki fazla yağları yakarak dışarı atılmasını sağlar. Lahana kapsüllerinde ki ve lahana sebzesindeki bu yağ çözücü etki ile de kısa zamanda fazla yağlarımı atarak fazla kilolardan kurtulabilirim.

Lahana Kapsülleri, lahana çorbasına göre üç kat daha fazla etkili demiştik. Bunun nedeni ise her bir tabak lahana çorbasında bulunan zayıflatıcı etkiye sahip içeriğin konsantre olarak üretilmesi sonucu bir kapsül içeriğinde üç tabak lahana çorbasına eş değer içerik bulunduğundandır.

LAHANA KAPSÜLLERİNİN KULANIMI: Lahana kapsülleri her yemekten 20 dakika kadar önce bol miktarda su ile alınır ve yemek yerken vücuda alınan yağların vücut tarafından emilmesini sağlamaktadır. böylece vücuda alınmayan fazla yağlar yerine, vücut kendisinde bulunan fazla yağlarıda yakarak kendisini dengeye sokar.



LAHANA KAPSÜLÜNÜN YAN ETKİSİ VARMIDIR; Lahana Kapsülünü, domates ,lahana ve biber kullanamayanlar yani allerjik olanların kullanması tavsiye edilemz.

Lahana Kapsülü kullanımı ile vücuttaki hareketlilik artacağı için kullanmaya başladığınız ilk günlerde yan etki olarak baş dönmesi yapabilir.

Lahana Kapsülünü yüksek tansiyon hastalarıda kullanabilir. çünkü lahana kapsülünün tansiyon düşürücü etkisi de mevcuttur.

Psikiyatrik ilaçlar kullanıyorsanız Lahana kapsülü kullanmanızı önermiyoruz. bunun yerine Lahana çorbasını kendiniz yaparak kullanabilirsiniz.

Lahana Kapsülü yada lahana çorbası gaz yaptığı için Hamilelik dönemlerinde kullanılması da tavsiye edilmiyor.

Ağrı kesici ilaçların dışında başka ilaçlarla kullanmayın.


LAHANA KAPSÜLLERİNİN İÇERİĞİNDE NELER VAR

İçindekiler: Beyaz lahana tozu, kırmızı biber tozu,soğan tozu, kereviz tozu,domates tozu, havuç tozu, askorbik asit, E vitamini, Niasinamid, Kalsiyum-D-Pantotenat, B6 vitamini, B2 vitamini, Folik Asit, Biotin, B12 vitamini, Ayırıcı madde: Magnezyumstearat-E171. Kapsül maddesi: selulosa (bitkisel)

Ambalaj Miktarı (Inhalt): Adedi 45 gramlık 60 kapsül

28 Temmuz 2009 Salı

Sigarayı Bırakmak için Özel Formüller

19 Temmuz 2009’da dumansız hava sahası için sigara yasağı başladı. Kapalı mekânlarda, üzeri betonla örtülü teraslarda bile sigara içmek yasak. Sağlıklı hayata adım atmak için sigara yasağını fırsat bilip sigaranın zararlarından uzaklaşmaya ne dersiniz?

Sigara içenler, sigaranın zararlarını içmeyenlerden daha fazla bilirler. Kalp hastalıkları, rahim ağzı, akciğer kanseri ve diğer kanser türlerinin riskini arttırdığının farkındadırlar. Cilt hücrelerine zarar verdiği, bebeğin sağlıklı gelişimini önlediği bilinen zararlı etkilerdir.
Birçok tiryaki her gece yarın sabah sigarayı bırakıyorum diyerek uyur. Bu zararlı alışkanlığından vazgeçeceğine dair kendine söz verir. Bazıları gerçekten bırakır, bazıları içmeye devam eder. Eğer siz de sigarayı bırakamayan içicilerdenseniz zararlarını azaltmak için ve sigarayı hayatınızdan tamamen çıkarmak için bitkisel kürler uygulayabilirsiniz.

Tere otu
Sigaranın verdiği zararı en aza indirmek için tere otundan faydalanabilirsiniz. Haftada bir kez sabah ve akşam yarım demet tere otunu tek başına taze olarak tüketin. Bitkisel kürü uygulamaya başladıktan sonra ciğerleriniz temizlenmeye ve balgam çıkarmaya başlayacaksınız. Tere otu idrar yollarını temizleme özelliğine sahip olduğu için daha sık idrara çıkma ihtiyacı duyabilirsiniz.

Karabaş otu
Aktarlarda kurutulmuş biçimde satılan karabaş otu sigarayı bırakmak için uygulanabilecek en etkili bitkisel kürdür. İki şekilde kullanıma uygundur.
Birinci yöntem karabaş otunu 1 bardak kaynar suda 5 dakika demleyip süzdükten sonra içmektir. Canınız her sigara içmek istediğinde bir yudum karabaş otu çayı için. Böylece sigara içme isteğiniz geçecektir. Günde 1 bardaktan fazla karabaş otu çayı içmemeye dikkat edin.
Sigaradan tiksinmenizi ve tamamen bırakmanızı sağlayacak ikinci yöntem ise karabaş otunu sigara gibi sarıp içmektir. İçeriğindeki bileşenler sigara kokusundan ve tadından nefret etmenizi sağlar. Kendinize inanarak bu kürü uyguladığınızda kısa sürede sigara bağımlılığından kurtulabilirsiniz.
Sigaraya başlamak kolaydır ancak ondan ayrılmak zordur. Ayrılık kendinize geçerli sebepler bulmanız zor değil. Her ay yüzlerce liranızı sigara için harcadığınızı bu nedenle hayatınızdaki diğer ihtiyaçları kısmak zorunda olduğunuzu düşünün. Sigaradan dolayı oluşan sağlık sorunlarıyla hayattan uzak kalacağınızı, sevdiklerinizden ayrı kalacağınızı aklınızdan çıkarmayın.

Çocuklarınızı uçucu maddelerden koruyun

Evlerde kullanılan bazı maddeler nedeniyle sosyoekonomik düzeyi yüksek kesimde yaşayan çocukların da uçucu madde bağımlılığı tehlikesi altında bulunduğu bildirildi. Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi Klinik Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Yılmaz, yaptığı açıklamada, uçucu madde bağımlılığının, tüm dünyada sorun haline geldiğini, Batı dünyasında 1900′lü yıllarda başlayan uçucu çözücülere bağımlılığın artık tüm dünyada yayıldığını, 12-17 yaş arasında 4 milyondan fazla bağımlı olduğunu söyledi.

Bu maddelerin alifatik ve aromatik hidrokarbonlar olduğunu; yapıştırıcılar, benzin türevleri, boyalar, parlatıcılar ve boya çıkarıcıların bu grupta yer aldığını ifade eden Yılmaz, “halojenli hidrokarbonlar ise kuru temizleme ajanları, sprey boyalar, tırnak parlatıcılar, daktilo yazısı düzelticiler, aeresollü yiyecek ve sprey ilaçlarda bulunmaktadır” dedi.

Hızlı etki göstermesi, kolay ve ucuz elde edilebilirliği nedeniyle tiner ve balinin hala popüler uçucu maddeler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu maddeleri daha çok sokak çocuğu dediğimiz sosyoekonomik düzeyi düşük çocuklar kullanmaktayken, artık bu durum değişmektedir. Anne babalar son yıllarda kullanımı artan tırnak parlatıcı temizleyicilere ve sprey türevlerine de azami dikkat etmelidir. Sosyoekonomik düzeyi yüksek kesimde bu maddelerin kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır. Sprey türevi bağımlılığa bağlı ölüm vakaları ABD’de de hızla artmaktadır.

Maalesef küçük yaşlarda kullanım daha fazladır. Örneğin en az bir kere kullanım, 12 yaşta yüzde 13 oranındadır. Bu tip bağımlılığın tedavisi de, bağımlılığı açığa çıkaracak bir laboratuar testi de bulunmamaktadır.”

Uçucu maddelerin kullanımını engellemek
Prof. Dr. Yılmaz, uçucu maddelerin kullanımını engellemenin en iyi yolunun bu maddelerin cazip olmaktan çıkarılması olduğunu, uçucu maddelerin içerisine, tiksindirici madde olan merkaptoetanol konularak cazip kokmasının engellenebileceğini savundu.

Uçucu çözücü maddelere 2-merkaptoetanol gibi kesin etkili bir maddenin katılmasını öneren Yılmaz, “nasıl ki mutfak tüplerinin içerisine, aslında kokusuz olan hava gazını sızıntıyı uyarmak gayesi ile kokulu madde katılıyorsa uçucu maddelerin içerisine de katılacak bir madde ile cazip kokması engellenir ve bu maddeyi koklayacak kişi rahatsız olur. Böylece maddeyi kullanamaz hale gelir ya da yeni kullanmaya başlayacak çocukların koklaması engellenebilir. Literatür araştırmalarım sonucu bu maddenin 2-merkaptoetanol olabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.

Çıkarılacak bir yasa ile üretici firmalara bu maddenin belli miktarlarda uçucu maddelere katılması zorunluluğunun getirilmesi halinde, daha fazla kullanımının önüne geçilebileceğini ifade eden Yılmaz, 2-merkaptoetanol maddesinin olağanüstü kötü bir koku yaydığını, bu maddenin koklama işlemini engelleyeceğini, böylelikle dünyada sorun haline gelen uçucu madde bağımlılığının önüne geçilebileceğini bildirdi.

Prof. Dr. Yılmaz, sosyoekonomik düzeyi yüksek çocukların maruz kalabileceği maddeleri ise, “yapıştırıcılar, sprey boyalar, saç spreyleri, deodorantlar, oda kokuları, analjezik spreyler, astım spreyi kuru temizleme ajanları, tetrakloroetilen çözücüler, tırnak parlatıcı ve temizleyicileri, çakmak gazı, butan, isopropan tarzı düzelticiler” diye sıraladı.

Koku ve parfümlere de dikkat
Prof. Dr. Yılmaz, yapılan araştırmalarda, hemen her alanda ve her üründe kullanılmaya başlanan koku ve parfümlerin insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini, kokuların insan vücuduna solunum, ağız ya da deri yoluyla girerek başta akciğerler olmak üzere deri, burun, göz ve beyni etkilediklerini belirtti.

Kokuların kimyasal formüllerinin ticari sır kapsamına girdiği için çoğu zaman ürün üzerinde bulunmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yılmaz, “ev ve çamaşır temizlik ürünlerinde, parfümlerde, kırtasiye ürünlerinde, plastiklerde, ilaçlarda ve hatta yiyecek ve içeceklerde bile bulunan koku verici maddeler, insan sağlığını olumsuz etkiliyor” diye konuştu.

Yılmaz, kokularda kullanılan kimyasal maddelerin yüzde 90′ının petrolden üretilen sentetik maddeler olduğuna da işaret ederek, kolonya, deterjan ve ağız yıkama suları ve oje çıkartıcısında bulunan “aseton”un solunum yoluyla alındığında hafif baş dönmesi, bulantı, koordinasyon bozukluğu, uyuşukluk gibi belirtilere yol açtığını anlattı.

Prof. Dr. Yılmaz, bu tür ürünlerde 5 binden fazla koku verici madde bulunduğunu ifade ederek, kokuların çoğunun solunum sistemi için tahriş edici özelliği olan uçucu organik bileşikler olduğunu anlattı. Bu bileşiklerin astımlı hastalarda öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığına neden olduğunun eskiden beri bilindiğini ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, bazı kokuların burun tıkanıklığı, sinüzit, öksürük, boğaz ağrısı ve göğüste sıkışma hissi yaratabildiğini bildirdi.

Araştırmaların, kokuların, kalp, dolaşım ve beynin elektrik aktivitesi üzerine de etkileri olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Prof. Dr. Yılmaz, kokulardan baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, yorgunluk, uyuşukluk gibi şikayetler belirlendiğini, kokuların en çok etkilediği organın da deri olduğunu sözlerine ekledi.

Anne sütü hem doyuruyor hem obeziteyi engelliyor , Anne sütünün yararları?

Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesinde görevli Uzman Dr. Faruk Demir, yaptığı açıklamada, obezite hastalığının alınan enerjinin tüketilen enerjiden fazla olması nedeniyle ortaya çıktığını, fazla enerji alımı nedeniyle yağların aşırı depolanması sonucu kilo alımının yüksek olduğunu söyledi.

Çocuklarda obezitenin yaklaşık yüzde 15 ile 30 arasında görülme sıklığının yaşandığına işaret eden Demir, obez çocukların en büyük özelliğinin genellikle ailelerinin de obez olması olduğuna dikkati çekti.

Obez ailelerde harcanan enerjinin az olduğunu, bebek ve çocuklarda da daha çok aşırı beslenmeye bağlı olarak obezite hastalığının görüldüğün değinen Demir, “Anne sütünün obeziteyi engelleyici etkisi vardır. Anne sütü bebeğin doymasını sağlar. Bu da bebeğin aşırı kilo almasını önler. Anne sütü olan bebekler emzirmenin sonunda doyar. Emzirmede son süt vardır. Bu süt de bebeğin doymasını
sağlar” dedi.

Demir, yemek yedirmenin anne ile bebek ya da çocuk arasında bir savaşa dönüşmemesi gerektiğini, ailelerin genellikle bebeklerinin kilolu, toparlak olmasını istediğini belirterek, annelerin bebeğin her davranışını açlık olarak algıladığını, bebeğin ağlamasını, uyumamasını, huzursuz olmasını aç olması yorumladıklarını, bu nedenle sürekli bebeğin ağzına yemek tıkadıklarını ifade etti.

Bebeğin her olumsuz davranışı karşısında yemek yedirilmesinin obezitenin oluşmasına neden olabileceğini dile getiren Dr. Demir, şöyle konuştu: “Önemli olan bebeğin dengeli beslenmesidir. Her öğünde fazla abartılmadan yemek verilmesi ve alınan enerjinin harcanması lazım. Böyle olunca bebekte düzenli kilo alımı olur. Ayrıca, bebeklerin düzenli sağlık kontrollerin yapılması gerekiyor. Aşırı kilo alımı varsa, sağlık personeli ve diyetisyenlerden bilgi almak lazım. Obezite hastalığında erken önlem almak gerekiyor. Çünkü bebeklik ve çocukluk çağından başlayan obezite ergenlik ve yaşamın diğer dönemlerinde de devam edebiliyor. Obezite hastalığı kalp damar sertliğine, akciğer kapasitesinin azalmasına, horlamaya, eklem hastalıklarına davetiye çıkarır. Ayrıca, obezite hastalığı çocuğun psikolojisini bozar. Obezitenin önüne geçmek için dengeli ve sağlıklı beslenmek gerekiyor.”

Dr. Demir, çocuklarda obezite tedavisinin diyet, davranış değişikliği ve egzersiz olduğunu kaydetti.

Tarım ilaçları çocukların beynine zarar veriyor

Çoğu tarım ilacının cenin ve küçük çocukların beyin gelişimine zarar verebildiği bildirildi. AB ülkelerinde tarım ilacı kullanımıyla ilgili araştırmada, bu konudaki sınırlamaların artırılması tavsiye edildi. Harvard Halk Sağlığı Okulu’ndan Philippe Grandjean, “Tarım ilaçlarıyla ilgili testlerde, beyne verilen toksik zararın rutin olarak incelenmediğini” söyledi.

Grandjean, bu ilaçların büyük bölümü böceklerin beyinlerinde zehirli etki yapacak şekilde üretildiği için, insan beynine de zarar vermesinin kuvvetle muhtemel olduğunu belirtti.

Grandjean ile iki Danimarkalı meslektaşı, Environmental Health adlı dergideki makalelerinde, ceninlerin ve küçük çocukların beyinlerinin, kimyasalların zararlı etkilerine yetişkin beyninden daha hassas olduğuna dikkat çektiler.

Birçok ülkenin Avrupa Birliği’nin uygulamalarını dikkatle takip ettiğini hatırlatan Grandjean, “AB bu meselelere geçmişte olduğundan daha ciddi eğilmeli” dedi. AB’de kullanılan tarım ilaçlarının çoğunun diğer ülkelerde de kullanıldığı hatırlatıldı.

Avrupa Birliği’nde kullanılan tarım ilaçlarının yılda 140 bin tonu bulduğu, bunun da kişi başına 280 gram zehirli ilaç anlamına geldiği belirtildi.

24 Temmuz 2009 Cuma

KARPUZ ÇEKİRDEĞİ YARARLARI

Lezzeti ve serinletici özelliği nedeniyle yazın en fazla tercih gören meyvesi karpuzun, yararları çekirdeğinde gizli. Karpuz, su, madensel tuzlar ve antioksidanlar açısından da zengindir. İşte faydaları;
Lezzeti ve serinletici özelliği nedeniyle yazın en fazla tercih gören meyvesi karpuzun, açken tüketilmesinin daha faydalı olduğu, ancak karbonhidrat içermesi nedeniyle kilo problemi olanların dozunu kaçırmaması gerektiği bildirildi.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokronoloji ve Metobalizma Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Sert, yaptığı açıklamada, karpuzun iyi bir diyet meyvesi olmakla birlikte, karbonhidrat içeriğinin de unutulmaması gerektiğini belirtti.

Yüzde 90'ı su olan karpuzun tüketildiğinde tokluk hissi veriyor. İyi bir lif kaynağı olduğu için bağırsak hareketlerini düzenleyen karpuz günde en az bir ya da iki porsiyon tüketilmeli

Lezzetinin yanı sıra, vitamin değerleriyle de karpuz çok yararlı bir meyve. Özellikle fazla tok değilken karpuz tüketmek, özelliklerinden daha çok yararlanmanızı sağlıyor.

Yemekten hemen sonra tüketilen karpuz dolu midede rahatsızlık yaratabiliyor bu yüzden uzmanlar, aç karnına tüketilmesi öneriyor.

Karpuz, protein, yağ, karbonhidrat, demir, selüloz, kalsiyum, fosfor, A
vitamini, C vitamini ve potasyum içeriyor. C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içeriyor. İçerdiği yüksek
potasyum kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı oluyor. Bu nedenle tamamı olmasa da karpuzun en azından bir bölümü çekirdeğiyle tüketilmeli. Ancak, çekirdeğini çok fazla tüketmek de bu kez kabızlık sorunu yaratabilir.

ÇEKİRDEĞİNİ DE ÇIKARMAYIN
Karpuz çekirdeklerinin de içinde bulunan ''Cucurbocitrin'' adlı maddenin kan basıncını düşürmede ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesinde etkisi var.

Karpuz, su, madensel tuzlar ve antioksidanlar açısından da zengindir. Böylece vücudu temizleyici bir özelliği var. Böbrekleri çalıştırıyor, idrar söktürüyor. Böbreklerdeki üre ve ürat tuzlarını temizliyor. Yani kum ve taştan şikayeti olanlara öneriliyor.

B ve C vitamini içermesi de diğer artıları. Az miktarda da olsa barındırdığı ''likopen'' maddesi kalbi enfaktüs tehlikesine karşı koruyor.

Karpuzun besin değerinin diğer birçok besinde olduğu gibi kabuğunda saklı. Bu nedenle uzmanlar, mümkün olduğunca kırmızı etli kısmın altındaki beyazımsı kısmının da tüketilmesini öneriyor...

21 Temmuz 2009 Salı

Cevizin En Önemli 9 Faydası

Cevizdeki yüksek orandaki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltıyor.

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Ziraat Fakültesi öğretim üyeleri Yard. Doç. Dr. Mehmet Sütyemez ve Yard. Doç. Dr. Muharrem Ergun'un hazırladığı raporda, cevizin insan sağlığına faydaları anlatıldı. Çalışmaya göre ceviz yemek için 9 sebep şöyle sıralandı:

1. Cevizdeki yüksek orandaki omega-3 yağ asitleri kalp hastalıklarını, inmeyi, diyabeti, yüksek kan basıncını ve klinik depresyonu azaltıyor. Ceviz tüketimi kandaki kolesterol seviyesini düşürüyor, kalp atışlarında düzensizliği önlüyor.

2. Ceviz kanserden korunma sağlıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

3. Ceviz, damarlarda daha az pıhtılaşma özelliği olan kan tipinin üretimine ve iyi kolesterol oranının kötü kolesterol oranına göre artmasına yardım ediyor.

4. Cevizdeki L-Arginin kan damarlarının iç tarafının pürüzsüz ve düzgün olmasını sağlayarak kan-damar sisteminin rahatlamasını sağlıyor. Cevizdeki yağ asitlerinin kalp hastalıklarını önleme etkileri var.

5. Ceviz, kavrama ve anlamayı geliştiriyor. Asya'da ceviz hâlâ beyin gıdası olarak kabul ediliyor, bu ülkelerde öğrenciler, sınavlardan önce ceviz yiyerek notlarını yükseltebileceklerine inanıyor.

6. Omega-3 yağ oranı düşük çocuklarda daha yüksek hiperaktif olma özelliği, daha fazla öğrenim ve davranış bozuklukları, daha fazla huysuzluk ve uyku düzensizlikleri gözlemleniyor. Ceviz, bu sorunları önleyen omega-3 bakımından çok zengin.

7. Safra taşı oluşumunun önüne geçiyor.

8. Cevizdeki melatonin, beyin bezesi tarafından salgılanan melatoninin insan vücudunun kullanıma hazır formunu içeriyor. Melatonin, gece çalışan, zaman farkından uyku düzensizliği çeken kişilerde uyuma rahatsızlıklarını ortadan kaldırabiliyor.

9. Cevizin, antioksidan özelliği dolayısıyla kardiyovasküler ve sinir sistemine zarar veren parkinson ve alzheimer gibi hastalıkların gelişimini erteleyebiliyor. Ceviz, manganez ve bakır içeriyor.

Adaçayının Faydaları Hangi Hastalığa Adaçayı



Adaçayının faydaları:
Çok iyi bir antiseptik olan adaçayı, kuvvet verici ve uyarıcı etkisi
nedeniyle tercih edilir. Gece uyku düzenini sağlayıcı bir etkisi vardır.
Mikrop, mantar ve virüslerin oluşumuna karşı tedavi edici özelliği
bulunur. hastalık sonrası kullanıldığında, bedeni kuvvetlendirir.
Mide bulantısını kesip, sindirimi düzenler. Karaciğer hastalıklarına
şifadır. Göğsü yumuşatır, bademcik ve dişeti iltihaplarına iyi gelir.
En etkili nezle ilacıdır. Öksürüğü engeller, tabii antibiyotiktir.
Astımdaki sıkıntıları geçirir, kanı temizler, yüksek tansiyonu düşürür,
gece terlemelerini aza indirir. Menopoz sıkıntılarını azaltır, iltihabı kurutur.

Kullanım Şekli Ve Dozu:
Demlenerek hazırlanır. 2 dakikadan fazla kaynatırsanız çok yararlı
olan bu çay, zararlı maddeye dönüşebilir.
1 tatlı kaşığı dolusu yaprak, bir su bardağı dolusu kaynar derecede
suyla haşlanır. Üstü kapalı olarak 10 dakika demlendikten sonra süzülür.
Bu karışımdan günde 2-3 bardak içilir.
Taze bitki kullanılması durumunda, 4-5 dakika demleme süresi yeterlidir.
Diğer bir terkibinde ise, kaynamakta olan 1 lt. suyun içine kuru yaprak
veya çiçek karışımından yarım avuç atılır. Demlenir ve yemeklerden
sonra 1 fincan içilir.

Yan Etkileri:
Erkeklerin aşırı miktarda ve çok uzun süre kullanmaları önerilmez.
Aşırı kullanımda kan basıncı yükselebilir. Sürekli olarak yüksek
dozda alınmamalı. Günlük 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.
Hamileler kesinlikle kullanamaz.

Kolanın Zararları Nelerdir?

Coca cola ilk defa 1886'da eczacı John S. Pemberton tarafından formülünde
kokain adlı uyuşturucu maddeninde olduğu bir şurup şeklinde üretilen cola
John S.Pembertonun ölümü ile Asa Candler coca colanın haklarını 2 bin 300
dolara satın aldı ve 1892 yılında the coca cola company adlı firma
kuruldu.Reklam adı altındaki görsel kitlesel telkinlerle insanların
zihinlerine ''buz gibi,nefis serinletici,hayatın tadı'' gibi tamamen gerçek
dışı sunumlarla sunuldu iç yapısı ise anlatılmayıp saklandı üzerinde
araştırma yapmak isteyen doktor yada başka kimlikli araştırmacılara bu izin
verilmedi ve coca colanın gerçek yüzü saklanarak yaldızlı sunumlarla
zihinlere işlenmeye devam edildi.


Gerçekte coca cola bilinenin aksine içeriğindeki zararlı bileşimler
sebebiyle her açıdan Mutlak Manada zararlı bir içecektir.Gerçek şu ki coca
cola içeriği itibari ile ilk üretim tarihinde içerisinde kokain adlı
uyuşturucu maddeninde konulması ile başlamıştır. Bir litre kolalı içecek
yaklaşık 400 kalori eşdeğeri şeker, 0,15 gram kafein, değişik miktarlarda
renk veren maddeler, orijinal tadı sağlayan kola özü ve fosforik asit
içerir.Burada kola özü diye sunulan uydurma isim içeriğindeki uyuşturucu
maddeler için gizleyici bir çatıdır. kola başlı başına bir kimyevi madde
değildir ki onun ona ait birde özü olsun.Dikkat edilirse yüksek oranda
şeker,kafein,boya maddeleri,fosforik asit ve benzeri bütün içeriği sağlık
için tamamen zararlı bileşimlerdir.Kısaca sıralanacak olursa coca cola ve
benzeri gazlı içeceklerin içerisindeki bazı katkılar ve sebep oldukları
zararlar şöyledir ;



1-Fosforik asit: E338

Ancak sağlık üzerindeki etkileri tartışılmaktadır. Keskin bir tad sağlar ve
diğer doğal benzer tad vericilere nazaran büyük miktarlarda ve ucuzca elde
edilebildiği için üreticiler tarafından tercih edilmektedir.

Genç kadınlarda, kemik gelişiminde gıda eksikliği ile ortaya çıkan
osteoporoz hastalığı riskini artırmaktadır. Fosfor fazlalığı, zayıf kemik
yoğunluğuna yol açabilmektedir. Beslenme uzmanları, vücudun kandaki
fosfor-kalsiyum iyonları arasındaki dengeyi sürdürmeye çalıştığını
belirtmektedirler. Fosfor fazlalığı oluşunca vücudun kimyasal balans
mekanizması bu dengeyi sürdürebilmek için kemikteki kalsiyumun dışarı
çıkarılmasına yol açar. Neticede fosfor-kalsiyum fazlası vücuttan dışarıya
atılır ve geride gözenekli ve gittikçe zayıflayan bir kemik yapısı meydana
gelir.Böylece kemik kırılmaları olarak bilinen olaylar yaşanmaktadır.


Kafein:

Kafeinli maddelerin kullanımının sonucunda karakteristik etkiler,
huzursuzluk, sinirlilik, heyecan, uykusuzluk, yüz kızarıklılığı, fazla idrar
ve sindirim şikâyetleri gibi rahatsızlıklardır. Bu semptomlar bazı
insanlarda, günlük 250 mgr 'dan daha küçük dozajlarda tezahür edebilir.
Diğer bazılarında ise daha yüksek dozlarda oluşur. Günlük 1gr 'lık dozlara
çıkılması halinde ise, kas seyirmesi, düşünce ve konuşmanın düzensiz akması,
yorgunluk duymama ve fizikomotor acitasyonu oluşabilir. Daha büyük dozlarda
hafif duyumsal rahatsızlıklar, kulak çınlaması, ışığın parlaması gibi
rahatsızlıklar rapor edilmiştir. Kafeinin 10 gr'ı geçen dozu ile, ani
krizler, nefes alma güçlüğü ve ölümle sonuçlanmalar oluşabilir. Alınan
maddelerle girebilecek kafein miktarının kabaca hesabını şöyle yapabiliriz.
Bir bardak kahve yaklaşık 100-150 mgr kafein ihtiva eder, bir bardak çay
yarısı kadar, bir bardak kola ise 1/3 'ü kadar kafein ihtiva eder. Bir
bardak enerji içeceğinde ise yaklaşık 100 mgr kafein alınmış olur. Reçete
ile satılan kafeinli ilaçlar bir bardak kahvenin ihtiva ettiği kafeinin bir
tam üçte biri ile bir buçuk arasında değişmektedir. İstisna olarak migren
hastalığı için kullanılan tabletlerin her biri 100 mgr kafein ihtiva
ederler.

Kafein, sindirim sistemi ve kalp rahatsızlıklarının gelişmesine ve
ağırlaşmasına neden olabilir. Üst karın ağrıları, bazen peptik ülser ve
kanamalar oluşabilir. Ekstrem yüksek dozlarda ise ritim bozukluğu
eklenebilir, tansiyon düşer ve kan dolaşımı durabilir.

Diğer farklı Teşhisler: Manik olaylar, panik rahatsızlıklar, genel anksiety
rahatsızlıkları klinik raporlarda açıklanmıştır.



Boya Maddesi Karamel (E150):

Şekerin yavaş şartlarda 170 C dereceye kadar ısıtılması sonucunda elde
edilir. Başta kola olmak üzere çeşitli meşrubat, şekerleme, kek ve bazı
hamur işlerinde boya maddesi olarak kullanılır.

Avustralya Hiperaktiv Çocukları Koruma Teşkilatı(HACSG)'na göre alerjik
bünyeli insanların kaçınmaları gerektiği ifade edilmektedir.



CO2 Gazı: E290 (Karbondioksit)

Sağlığa zararlı bir gazdır. Meşrubatlarla aşırı miktarlarda alınması halinde
çeşitli rahatsızlıklara neden olur.kola ile beraber yüksek miktarlarda
alınan co2 gazı ani ölümlere sebep olur.



Karmin: E120

Renklendirici; böceklerden elde edilir; kozmetiklerde, şampoanlarda, kırmızı
elma sularında, şekerlemelerde ve diğer gıdalarda kullanılır; hassas ve
asmatik bünyelerde alerjik reaksiyonlara sebeb olabilir. Ayrıca bir Müslüman
için kesinlikle haramdır.


Sünî Tatlandırıcılar: Aspartam E951, Asesülfan E950, Sakarin E954

Toz ve sıvı diğer bazı içeceklerdede kullanılır.Bu ürünler'de; Aspartam,
asesülfam ve sakarinin kombinasyonu kullanılmaktadır. Şeker hastalarının
kullanımı oldukça düşük olması ve kullanan insanların yaş seviyelerinin
yüksek olmasına rağmen alzaymer riski oluşturduğu bildirilmektedir. Fakat
içeceklerde kullanımı, özellikle aspartamın içinde bulunan fenil alalin
isimli amino asitin çocukların zeka gelişimlerini olumsuz etkilediği klinik
deneylerle kanıtlanmıştır.

Türkiyede gazozlar 'Gazlı alkolsüz içecek' (gazoz) adlı, Türk Standartları
Enstitüsü'nün Ekim 1992'de yürürlüğe giren TS4080 No.'lu standardına göre
üretilir. Bu standart 20 sayfa olup isteyen her vatandaş, bedeli mukabilinde
Türk Standartları Enstitüsü Merkezi'nden veya bürolarından temin edebilir.
Bu standardın 2. sayfasında 'Gazoz Sınıfları ve Spesifik Maddeleri', 3.
sayfasında da 'Gazozun Genel Özellikleri' tablo halinde verilmiştir. İkinci
tablo 'Kimyasal Özellikler'in 3. satırında, gazoz cinslerinin litrede 5 gr.
kadar etil alkol (bütün alkollü içeceklerde sarhoşluk verici)
bulunabileceğinin belirtilmesi dikkati çekiyor.



Sade gazozlar da dahil, bütün gazozlarda tat veya koku verici esanslar
kullanılar. Bu esanslar, yağ cinsinden maddeler olup suda çözünmezler.
Bunları suda çözünür hale getirmek için hem su ile hem de yağlarla tam
karışabilen (çözünebilen) ara çözücülere ihtiyaç olur. Bu hususta en bol, en
ucuz ve en yaygın olarak kullanılan ara çözücü de etil alkoldür. Etil alkol
bunun için gazozların terkibine girer. Kimya bilimi açısından bunun biraz
daha açıklaması şöyledir: Kimyada, 'benzer olanlar, birbiri içinde çözünür'
kuralı vardır. En mühim ve en çok kullanılan çözücü de su olduğundan suyun
dışındaki bütün çözücülerde hidrofil (suyu seven, su ile tam karışan) ve
hidrofob (suyu sevmeyen su ile tam olarak karışmayan) olarak ikiye ayrılır.
Moleküllerinde hidrofil bulunduran maddeler su ile hidrofil assosiasyon
yaparak berrak bir çözelti verebilir. Yağ cinsi maddeler, bu sebeple benzin,
eter, toluen gibi çözücülerde çözünür. Etil alkol ise molekülünde hem
hidrofil hem de hidrofob grub bulundurduğundan hidrofil grubu ile hidrofil
assosiasyon, hidrofob grubu ile de hidrofob assosiasyon yaparak ara çözücü
vazifesi görür.

Karmaşık gibi görünen bu olayı, aslında herkes çok basit bir deneme yaparak
kolayca anlayabilir. Bir iki damla yağ cinsi madde (zeytinyağı, çiçek yağı
veya diğer sıvı yağ ve esanslar) bir şişe suya ilave edilse, ne kadar
şiddetle ve uzun müddet çalkalansa berrak bir çözelti vermez. Bu bir iki
damla yağ-bulunursa, biraz etil alkolde kolayca çözülebilir. Etil alkol
bulunamazsa, tuvalet ispirtosu veya kolonya da %75-80 etil alkol ihtiva
ettiğinden, bunların az bir miktarları da yağ cinsinden bir iki damla
maddeyi kolayca çözerek berrak bir çözelti verir. Bu berrak çözelti şimdi
bir şişe suya ilave edilirse, suyun berraklığı bozulmaz.

İşte gazozlarda tat ve koku verici yağ cinsi maddelerin berrak bir
çözelti.Gerçekte içinde küçücük miktarda alkol olan bir içecek hiç
tereddütsüz olarak Müslüman tarafından terk edilmeli kullanılmamalıdır.



Kısaca yazılan içerikte görülür ki her şeyden önce coca cola cola özütü adı
altında ne kadar gizlenirse gizlensin kokain içermekte hiç gizlenmeden
açıkça görüldüğü üzerede yüzde beş oranında alkol içermektedir.Ki bu iki
içerik zaten başlı başına ''Ben Müslüman'ım'' diyen herkesin tereddütsüz
kaçınması gereken maddelerdir.Aslında hiç şüphesiz coca cola,pepsi,diyet
içecekler adı altında sunulanlar bütün insanların kaçınması gereken
içeceklerdir.Öyle ya;


İçeriğinde alkol gibi istisnasız herkesin zararlarını inkâr edemeyeceği bir
madde varken açıkça bir uyuşturucu madde olan kullanımı suç dahi kabul
edilen kokain temel taş olarak kullanılıyorken,mide duvarında tahrişlere
sebep olduğu araştırmalarla ortada iken,obezite gibi hastalıklara sebep
olduğu açıkça görüldüğü için ilk üretim yerleri olan amerika gibi ülkelerde
yasaklanırken,sağlık bakanlığı belirgin zararlarından dolayı; '' "Asitli ve
gazlı içecekler yerine süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları, bitki ve
meyve çayları tercih edilmelidir.'' Şeklinde açıklamalarla dolaylı olarakta
olsa zararlı olduğunu açıklamak zorunda kalırken,böbreklerden kalsiyum
atılımını hızlandırdıkları, mide mukoza hücre döngüsünü bozduğu, diş
çürüklerini belirgin bir şekilde arttırdığı, aşırı içilmesinin kas
hastalığına (hipokalemik miyopati) neden olduğu raporlanırken,okul çağındaki
460 kız çocuğu üzerinde yapılan ve "gazlı içecekler kemik kırılmaları ile
yakından ilişkili" sonucuna ulaşılan araştırmayı "Pediatri ve Adölesan
Tıbbı" dergisi Haziran 2000'de sunup, kemiklerde kırılmalara sebep olduğu
sağlık birimleri tarafından itiraf edilirken,dişlerin çürümesine eriyerek
yok olmasına sebep olurken,abd nin New Orleans kentinde yapılan konferansta
sindirim sisteminde ortaya çıkan kanserlerle gazlı içecekler arasındaki
ilişkilerden söz edilirken, hastalık hallerinde kendileri ile yakın temas
haline girilen doktorlar "Gazlı içecekler kemikler için çok zararlı. Zaten
Türkiye'de süt tüketme alışkanlığı yoktu, üzerine bir de gazlı içecekler
gibi zararlı bir etken geldiği için kemiklerin oluşumunda bile sorun
yaşanıyor. Süt ve süt ürünlerinin tüketimi yaygınlaştırılmalı" (Prof.Dr.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Tümay Sözen) şeklinde açıklamalar yapmak durumunda
kalırken,bir bardak gazlı içeceğin dahi diş çürümesine katkıda bulunduğu
anlaşılırken ve tüm zararlarının aksine kesinlikle ve hiçbir şekilde Mutlak
Manada tek bir faydası dahi bulunmazken hala Mutlak Gerçeğe gözleri kapayıp
içmeye devam etmek şüphesiz hiç olmaması gereken bir davranıştır.

O halde kişi içinde ne kadar istek olursa olsun tüm bu zararları göz önüne
getirerek coca cola-pepsi - enerji içeceği veya benzeri hiçbir gazlı maddeyi
kullanmamalı.Yalnızca kendisi kullanmamakla kalmayıp en yakınından
başlayarak kırmadan ve üzmeden zararlarını belgelerle göstererek uyarmaya
çalışmalı.Şüphesiz hem kendisi hem ailesi ve yakınlarını kullanmaktan vaz
geçirmek için kendi çapında çalışma yapan istisnasız herkes hem kendi
üzerinde hem çevresinde daha sağlıklı bir hayat ve ortamla
karşılaşacaktır

bardak kolanın içinde 32 küp şeker olduğunu
biliyor muydunuz?
İnsanlar hala çaya yarım şeker az atıp zayıflayacaklarını zannediyorlar.
Bunun yanında kolaların rengini meyan kökü denen bir bitkiden sağlıyorlar.
Meyan kökünü de fareler çok sever ve en çok bu tarlada bulabilirsiniz fareleri.
Araştırmaya göre meyan tarlalarındaki tarım araçları bitkiyle birlikte fareleri de tarladan
toplamaktadır!
Makinelerin depoları kan gölüne dönmekte, fare parçaları ve bitkiyle dolmaktadır.
Makinelerin deposunda işlenmek üzere fabrikalara götürülür.
Yani içtiğimiz kola, ASİTLİ FARE SUYU.
Bunun üzerine davalar açıldı ama firmalar kazandı.
Dezenfekte ediliyormuş güya...
Ayrıca bir bardak kola içine bir kemik parçası atın ve 3-4 gün bekletin. Kemiğin lastik gibi olduğunu göreceksiniz.Bir de kolanın tuvalet ve banyoda ne kadar iyi bir temizleyici ve
parlatıcı olduğunu bilmeyen yoktur...
Her şey 2001 yılında en çok kola içme yarışmasında 8 litre kola içen adamın 10 dakika sonra öldüğünü okumamla başladı. Merak ettim acaba neden öldü.Bi araştırayım dedim.
neden olduğunu bulum çünkü kolanın içinde çok fazla karbondioksit vardı.
Gelin birde diğer zararlarından söz edelim
1...." Ben bir gezi sırasında kola fabrikasını gördüm. Hammadde olan bitkiyi yıkamak için kepçelerle devasa su deposuna atıyorlar. Bu arada suda boğulan fareler su yüzüne çıkıyordu"
2....
•Koca bir parça bifteği kolaya yatırın. 2 gün sonra yok olduğunu göreceksiniz. Bunu çöpe atacağınız her türlü meyve sebzeye de uygulayabilirsiniz. Çöp öğütücü masrafından tasarruf.
•Tuvalete bir kutu kolayı dökün. Bir saat kalsın, sonra sifonu çektiğinizde yüzeyde herhangi bir leke kalmadığını göreceksiniz.
•Arabanızın tamponundaki pasları kola ile kolaylıkla çıkarabilirsiniz. Aynı işlemi pillerin uçlarındaki paslanmada da uygulayabilirsiniz.
•Dolap sürgüleriniz çalışmıyorsa, kola ile inceltebilirsiniz.
•Elbisenizde çıkmayan leke varsa üzülmeyin. Kola dökün ve deterjanla yıkayın. Bembeyaz olacaktır.
•Kola üreticileri taşıyıcı kamyonlarının motorlarını temizlemek için 20 yıldır kola şurubu kullanmaktadırlar.
Bunları da denedim ve koca bir bifteğin kaybolduğu koca bi yalan ama tanınmayacak hale getiriyo

3....1 litre Coca-Cola veya Fanta icerisinde Yaklasik 106 gram seker vardir.. Fanta da biraz daha fazla.....

4....2inci maddem abatılmış olabilir ama bir kısmı doğru
Kola şu maddelerin emilimini azaltır:

•Kalsiyum (Eksikliğinde ne olur?: Kemik erimesi)
•Magnezyum ( Mutlaka alınması gereken bir maddedir. Eksikliğinde sinirlilik, mental çöküntü, kafa karışıklığı, titreme, yorgunluk..)
•Askorbik asit (Bildiğimiz C vitamini) Eksikliğinde ne olur?: Diş kaybı, yüzeyel kanamalar, enfeksiyonlara açıklık, sık grip olma, kansızlık..
•Riboflavin (B2 vitamini) Eksikliğinde ne olur?: Kronik ishal, alkolizme yatkınlık, karaciğer bozuklukları..
•A vitamini (Eksikliğinde ne olur?: Görme bozuklukları, mide bağırsak ve idrar yolları enfeksiyonlarına yatkınlık..

5....light olanının beyin hücresi öldürdüğü yolunda söylemler vardır.

su siralar mailbox'ima pek sik dusen bir junk maile gore kola icmek direkt israil devletine maddi yardim ve oradan da silah olarak filistinli din kardeslerimizin tepesine bomba anlamina geliyormus. bu sayialar nereden cikiyor, bu maili yazan arkadaslar coca cola'nin philip morris'in mali bilancolarina nasil bu kadar hakimler bilemiyorum ama cola icmenin boyle de bir zarari varmis onlara gore?!

dişleri de çürütür

üzerine oturulduğunda, bölgedeki sinir ve kasların tahriş olması sebebiyle uzun yıllar altına kaçırmak da sayılabilir. pet şişelerdeki kolalarda böyle yan etkiler bulunmadığını da belirtelim.

içerdigi asit yuzunden dişlerimizi sarartır morartır.

uyku kacirir.

icindeki kafin damar sertlesmesi yapar, sitrik asit midenin ph dengesini bozar, emulgatorler kanserojendir. ama kardesim bir icecek bu kadar mi guzel olur, bu kadar mi keyif verir.

"gggaaarrghh garrgghh" gegirttirir. karizma resetler.

ihtiva ettigi yuksek dozda kafein ile hemoroid'i azdirir.

selülit oluşumuna etkin katkıları vardır.

mide taşı oluşumuna ve çocuklardaki diş çürüklerinin artmasına sebep olur, obezitenin önemli bir nedeni olarak gösterilmektedir. oyleki cok icilmesi halinde kandaki oksijen orani dusmektedir. sahip oldugu asit oraninin yuksekligini test etmek icin wc temizliginde kullanarak olayin gercekligini gorebilirsiniz.

sabah aç karnına stresle birlikte alınması halinde gastrit, votka ve sigarayla birlikte öğün yemeği olarak düzenli bir şekilde tüketilmesi halinde ülser.

tatbik edildiği çamaşırları fazla sertleştirmesinden dolayı derinin tahriş olmasına yol açabilmesi. adamlar yumuşatıcı diye bir şey bulmuş, onu kullanın kola yerine

19 Temmuz 2009 Pazar

İştahınızı kesen 9 bitki..,iştah açan bitki değil,iştah kapatan

Kilo vermede en önemli etkenlerden biri de iştahın kontrol edilmesidir. Bu bitkiler iştahınızı kontrol etmenize yardımcı olurken kilo vermenizi de kolaylaştırıyor. İşte o bitkiler..İştahınızı kesen 9 bitki..

At kuyruğu; İdrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

Maydanoz: Metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

Adaçayı: Zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor.

Fesleğen: Vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor.

Kekik: Sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikayet edenlere zindelik veriyor.

Civanperçemi: Tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

Tere: Vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

Biberiye: Sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

Balık otu: Bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

Bugün

Boy UZATMAK , NASIL BOY UZATIRIZ?

Öncelikle merhabalar
Boy uzatmak için neler yapmalıyım?
* Hergün bol bol süt içmeliyiz
* Basketbol oynamalıyız
* Ağırlık kaldırmamalıyız
* Hergün bir kaç saat zıplayarak koşmalıyı z:D

bunları yapın düzenli olarak boy uzaması olur ;)
saygılarımla

İŞEMEDE YANMA , Nedenleri , öneriler

Tammı: İdrara çıkma esnasında ağrılı ya da ağrısız penisin uç kısmında oluşan ve yanma hissini veren bir rahatsızlıktır,
Nedenleri: İdrar torbası iltahabı, bel soğukluğu, prostat iltahabı. gibi üretra hastalıkları neden olur.
Öneriler: Bır çay fincanı kaynar suyun içine, bir çay kaşığı nane katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Her gün bir su bardağı peynir suyu içilmesi faydalı olacaktır.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine, bir çay kaşığı san bal­lıbaba katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı soğuk suyun içine bir çay kaşığı ebegü­meci katılıp oniki saat beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah kahvaltılarından yarım saat önce ve geceleri yatma­dan önce birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine, ince kıyılmış bir çay kaşığı hatmi kökü katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklen­dikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine, bir çay kaşığı karabaş otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde üç öğün birer çay fıncanı içilir

Cinsel Gücü Artıran Kuvvet Veren Şifalı Bitkiler

KUVVETLENDİRİCİLER/TONİKLER
İnsanoğlu yaşamının hemen her devresini, sağlıklı, dinç, canlı, kuvvetli bir biçimde geçirmek ister Bu da insanı sürekli bir arayış ve pratikte de uygulayıcı bir isteğe doğru yönlendirir.
Özellikle cinsel güç açısından teklemeden çalışabilen bir motor gibi olmak bu bakımdan bizler için çok önemlidir. Ancak bu du­rum, ilk etapda sağlıklı bir yaşam gerekliliğini yerine getirmek­le başlar.
Sağlıklı bir yaşam sürmek için, sağlıklı bir metabolizma, dengeli beslenme ve iyi sindirilebilen yemek, iyi bir diş bakımı, yeterli vitamin ve mineraller, gerekli egzersizler, temizlik, sinir­sel gerginliklerden ve kötü yaşam koşullarından elden geldiğin­ce uzak durmakla yapılabilir.
Aşağıdaki öneriler metabolizmayı güçlendirerek enerji ve­rebilen, organları uyaran ve güçlendiren, dinç bir görünüm ka­zandırabilecek ve cinsel gücü arttırabilecek önerilerdir.
Öneriler: Bir litre suyun içine bir avuç şalgam yaprağı katı­lıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Büyükçe bir havanın içinde dövülerek toz haline getiril­miş olan birer çorba kaşığı badem, fıstık, fındık, çamfıstığı, zen­cefil, hindistan cevizi iyice karıştırılır ve üzerine bir kilogram süzme bal katılıp macun haline getirildikten sonra günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba ka­şığı semiz otu tohumu ile iki çorba kaşığı süzme bal karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer tatlı kaşığı yenir.
* Büyükçe bir havanın içine aynı oranda, antep fıstığı, soya fasulyesi ve susam katılıp iyice dövülmesinden sonra günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Büyükçe bir havanın içine yanmşar çay fincanı soğan su­yu, yulaf ezmesi, bir kahve fincanı ince kıyılmış kedi otu, dört iri diş sarımsak ve bir çay fincanı arpa unu katılıp iyice dövül­dükten sonra içine bir su bardağı soğuk su katılıp kısık ateşte pi­şirilir. Pişen karışım bir tülbent yardımıyla süzüldükten sonra kalan posa bir kilogram süzme bal ile karıştırılıp kısık ateşte macun haline gelinceye kadar tekrar pişirilir. Sıcak halde bir tepsinin içine dökülür ve soğumasının ardından birer misket büyüklüğünde parçalara ayırılarak saklanır. Günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer adet yenir.
* Bir litre suyun içine havanda dövülerek toz haline getiril­miş olan bir silme çorba kaşığı tere tohumu, şalgam tohumu, havuç tohumu katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Büyükçe bir havanın içine birer çorba kaşığı karanfil, zence­fil, karabiber katılıp iyice dövülerek toz haline getirildikten sonra bir su bardağı süzme bal katılarak macun haline getirilip, günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer yemek kaşığı alınır.
* Büyükçe bir havanın içine aynı oranda, antep fıstığı, fındık, kuru üzüm ve toz şeker katılıp iyice dövülmesinden sonra günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere ikişer silme yemek kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba ka­şığı kereviz tohumu ile iki çorba kaşığı süzme bal karıştırılıp gün­de iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer tatlı kaşığı yenir.
* Bir litre ayva kompostosuna iki tatlı kaşığı anason katılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer su bardağı içilir.
* Havanda dövülerek toz haline’getirilen birer tatlı kaşığı rezene ve süzme bal karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir litre suyun içine birer silme yemek kaşığı ince kıyılmış böğürtlen ve mersin yaprağı, ağaç çileği, kuşburnu katılıp kayna­tılır ve soğumasının ardından süzülerek suyuna bir kahve fincanı süzme bal ilave edilir ve günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere yarımşar çay fincanı içilerek buzdolabında saklanır.
* Bir miktar rendelenmiş Hindistan cevizi ve süzme bal be­raberce dövülerek macun yapılır ve akşamlan yatmadan evvel bir yemek kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek ezilmiş olan aynı oranda ceviz ve toz şeker günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir litre suyun içine 250 gram ahlat kurusu, bir çorba ka­şığı toz şeker ve üç çorba kaşığı zeytinyağı katılıp su buharlaşıncaya kadar karıştırılıp, günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere ikişer silme yemek kaşığı yenir.
* Bir litre sütün içine iki çorba kaşığı filiskin tohumu katı­lıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer su bardağı içilir.
* Bir su bardağı suyun içine bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kara pelin (köksap) katılıp kaynatılmasının ardından yarım saat bekletilir ve süzülerek günde üç öğün birer çorba kaşığı kulla­nılır.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı ökse otu katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendik­ten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı acı bakla tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp akşamlan yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı kişniş ka­tılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir.
* Birer yemek kaşığı danfülfül, zencefil ve iki yemek kaşı­ğı süzme bal karıştırılıp macun haline getirildikten sonra günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer tatlı kaşığı yenir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine ince kıyılmış bir çay kaşığı kara hindiba katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklen­dikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çay fincanı içilir,
* Bir havanın içine bir avuç badem içi ve bir tatlı kaşığı ka­ranfil katılıp iyice dövüldükten sonra bir çay bardağı süzme bal ilave edilip günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer tat­lı kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba kaşığı şalgam tohumu, birer kahve fincanı süzme bal ve gülsuyu iyice karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere bi­rer tatlı kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çay bar­dağa fındık, bir tatlı kaşığı tarçın ve bir çay bardağı süzme bal iyice karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere bi­rer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı su­sam tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan birer çorba kaşığı acıbadem, kantoron çiçeği ve bir su bardağı süzme bal ile karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer tatlı kaşığı yenir.
* Bir litre suyun içine bir yemek kaşığı ada çayı, bir tatlı kaşığı karanfil katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek yat­madan bir saat kadar önce, arzuya göre süzme bal ile tatlandırı­larak bir çay fincanı içilir.
* Bir çay fincanı kaynar suyun içine bir çay kaşığı yabani mercanköşk katılıp demlenmesi için kısa bir süre beklendikten sonra süzülerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere bi­rer çay fincanı içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir çorba ka­şığı turp tohumu ile yarım çay bardağı süzme bal karıştırılıp gün­de iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer tatlı kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilmiş olan bir kahve fincanı çörek otu tohumu, iki kahve fincanı süzme bal ile karış­tırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir su bardağı suyun içine bir tatlı kaşığı ince kıyılmış a-di kestane (körpe dal kabuğu ve dikenli meyve kozalağı) katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çorba kaşığı kullanılır.
* Bir çay fincanı soğuk suyun içine bir çay kaşığı eğir kökü katılıp oniki saat beklendikten sonra, süzülerek, her öğünden önce ve sonra birer yudum olmak üzere günde altı yudum ve her seferinde bardak, sıcak suyun içinde ısıtılarak içilir.
* Büyükçe bir havanın içine aynı oranda havuç tohumu, fındık ve bakla katılıp iyice dövülmesinden sonra günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Küçük bir tencerenin içine aynı oranda süzme bal ile tuz­suz tereyağı katılıp kısık ateşte kaynatılır. Bu karışım bir su bar­dağı üzüm hoşafına bir çorba kaşığı oranında katılıp günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer su bardağı içilir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı ka­dar ısırgan tohumu ile bir tatlı kaşığı süzme bal karıştırılıp, gün­de iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı mahlep tohuma, bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı boy otu tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir litre suyun içine 3/4 bardak kuru siyah üzüm, yarım çay fincanı ince kıyılmış kuru kayısı, bir avuç portakal veya mandalina çekirdeği, dört adet çiğ yumurta şansı, üç yemek ka­şığı rendelenmiş yaban havucu ve iki çay kaşığı hakiki safran katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek suyunun içine yarım çay fincanı süzme bal ilave edilip, günde iki kez. sabah ve ak­şam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı la­hana tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir havanın içine bir çay kaşığı kereviz tohumu, bir çay kaşığı çam fıstığı ve yarım çay kaşığı terementi katılıp iyice dö­vüldükten sonra içine bir çorba kaşığı süzme bal ilave edilip macun haline getirilerek günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Büyükçe bir havanın içine ikişer çorba kaşığı karanfil, hav­lıcan, tarçın ve bir silme yemek kaşığı anber katılıp iyice dövül­dükten sonra içine yarım su bardağı süzme bal katılarak kanştırıldiktan sonra sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı kuşgözü bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp günde iki kez sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı boncuk otu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı sa­lep tohumu, bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp günde iki^ kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir litre suyun içine iki avuç kızılcık meyvesi katılıp kay­natılmasının ardından süzülerek sabahlan aç karnına bir çay fin-’ -canına bir yemek kaşığı süzme bal ilavesiyle içilir.
* Bir litre suyun içine 100 gram kadar enginar kökü katılıp kaynatılmasının ardından günde iki kez, sabah ve akşam olmak üzere birer çorba kaşığı yenir.
* Bir su bardağı suyun içine bir tatlı kaşığı ince kıyılmış azak eğeri (köksap) katılıp kaynatılmasının ardından süzülerek günde üç öğün birer çorba kaşığı kullanılır.
* Havanda dövülerek toz haline getirilen bir tatlı kaşığı keten tohumu, yarım çay kaşığı toz karabiber bir tatlı kaşığı süzme bal ile karıştırılıp akşamları yatmadan bir saat kadar önce yenilir.
Aynca; tarçın, nane, soğan, çam fıstığı, karanfil keçiboynu­zu pırasa, taze roka, kereviz, enginar gibi sebzeler faydalıdır.

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Yrd.Doç.Dr.Ömer Coşkun Bitkisel Çözümler Hakkında Bilgi Veriyor

Tıbb-i Nebevi Peygamber Efendimiz (sav)in Verdiği Sağlık Tavsiyeleri - TÜRKÇE

CİLT GENÇLİĞİ İÇİN GEREKLİ VİTAMİNLER NELERDİR?

A Vitamini: Cildin mukus zarlarını korur ve kırışıklıklara engel olur.
B Vitamini: B2 vitamini burun ve üst dudak arasındaki maymun çizgisi denen dikey çizgilerin oluşumunun engellenmesinde etkilidir.
C Vitamini: Kolejen oluşumu için önemlidir.
E Vitamini: Stresin neden olduğu kırışıklıklar için etkilidir.
Evening primrose oil: İçeriğinde linoleik asit vardır, sağlıklı cilt gelişiminde etkili.
Magnezyum: Kolejenden magnezyum kaçışıını ve bunun neden olduğu kırışıklığı engeller.
Silica: Kolejen üretimi üzerinde etkilidir ve

Saygılarımla

Sütün yararları nelerdir



Süt vücut için gerekli olan kalsiyum ve riboflavinin en iyi kaynağıdır. Kemik ve diş sağlığı için gerekli olan kalsiyum, süt grubu besinler tüketilmeden sağlanamaz. Bu gruptaki besinler aynı zamanda protein, fosfor, potasyum, A ve D vitamininin iyi kaynağıdırlar.
Büyüme ve gelişmeyi sağlar. Vücudu sağlamlaştırır, güçlendirir.
Kemik erimesini önler .
Enerji sistemine yaptığı katkılar sayesinde süt kilo dengesinin korunmasında etkili olur.
Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir.
İshali tedavi eder.
Mide rahatsızlıklarını giderir.
Sindirim sistemini düzene sokar.
Ülseri önler.
Beyne enerji verir.
Diş çürüklerini önler.
Kronik bronşiti önler.
Tansiyonu düşürür.
Yağsız süt, kolestrolü düşürür.
Kanserin önlenmesine yardımcı olur.
Saç ve tırnakların oluşumunda büyük rol oynar.
Yaşlanmayı geciktirir.
Vücutta ödem yapan sıvıların toplanmasını önler.
Cilt üzerinde nemlendirici etki yaparak cildin yıpranmasını engeller.s

Erken boşalma Tedavi Yöntemi Açıklıyoruz....

Erkekte cinsel anlamdaki sertleşme olgusu, penisin normal durumundan çıkarak, cinsel birleşmeye hazır duruma gelmesidir. Uyarılmadığında, bacak arasındaki kuytu yerine çekilmiş, ufalmıştır.

Erbezleriyle birlikte bulunduğu yerde iyi korunmuş olup, vücutla birlikte rahatça hareket edebilir. Ancak bu yumuşak durumunda penisin dölyoluna girmesi olanaksızdır. Çünkü hem boyu girmek için kısadır, hem de sert olmadığından dölyolu dudaklarını ve duvarlarını aralayamaz.

Erkekteki sertleşme evresi kadındaki uyarılma evresine denk düşer. Cinsel ve fiziksel uyarılma ile birlikte penise giden kan miktarı artar. Penisin üç ayrı bölgesinde süngeri andıran bir doku bulunur. Bu bölgelerde zaten var olan kan, yenisinin pompalanmasıyla iyice çoğalır ve süngersi dokunun delikleri kanla dolup şişerek normal büyüklüklerinin iki katından fazla irileşirler.

Artan kan miktarı, bizzat penisin sertleşmesine yol açar. Penisin pembe renkli başı da büyümüştür. Kan miktarının artmasıyla penisteki bazı damarlar kasıldığından kanın penisten çıkıp vücuda geri gitmesi iyice güçleşir.

Bu Kan pompalama yöntemiyle irileşen penisin uzun süre boyunca aynı kan miktarı ile uyanık kalması, sertliğini koruması için kullanılan Procomil Geciktirici Spray ; normal orgazm süresini 45-60 dakika uzatmaktadır. Bununla birlikte cildi besleyerek tahrişi önlemektedir. Sprey olduğundan bu tür gecikmeyi yalnız siz hissederseniz. Partneriniz; kullandığınız ürün krem olmadığından, normal sürelerde orgazm olacak ve bu sizin daha çok zevk almanızı sağlayacaktır.

Procomil Geciktirici Sprey aynı zamanda erken boşalma sorunları olanların da reçetesiz olarak kullanabileceği ve tamamen doğal bir üründür. Erken boşalma sorununuz varsa Procomil kullanarak bunu hissetmeyebilir, zamanla iyileşme gösterebilirsiniz

Procomil geciktirici sprey İçeriği :
L-Arginine, Methyl Nicotinate, Glycerin, Propylene Glycol, Hydroxyethyl Cellulose, Methylparaben, Propylparaben, Phenoxyethanol, Saf su

Kiloya Bitkisel çözüm Burada :)

Fazla kilolarınızdan mı şikayetçisiniz? Bitkilerle karışımlar hazırlayarak bu sorunu çözebilirsiniz.

Sürekli fazla kilolarından yakınan ve her türlü diyeti denediği halde sonuca ulaşamayanlar bitkilerin zayıflatıcı etkilerinden yararlanabilir.

Bitkisel yöntemler; kadınların başta gelen sorunlarından olan fazla kilolardan kurtulmanın en ekonomik ve sağlıklı yollarından biri.

Papatya, mersin yaprağı, sinameki, defne yaprağı, biberiye ve funda yaprağından elde edilen özel zayıflama macunları kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Bu karışım, vücudun protein dengesini koruyarak, aşırı kiloların verilmesini sağlıyor.

Kadınların bir diğer derdi selülitle başa çıkmanın en pratik yolunu da, doğal yöntemler oluşturuyor.

Zambak, yasemin, nane, anason, lavanta, limon, jojoba, rezene, biberiye, keten, ardıç, buğday, susam ve portakal karışımından elde edilen macun selülitlerin giderilmesine yardımcı oluyor.


Erkan İppo.


Kahvaltının faydaları

Merhabalar sizlere kahvaltının yararlarını analtacağım

Nestle'nin The House Cafe'de düzenlediği ve günün en önemli öğünü olan kahvaltının yararlarının anlatıldığı toplantıda konuşan Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez güne dinç, sağlıklı ve enerjik başlamanın yolunun kahvaltıdan geçtiğini kaydederek, "Sabahları kahvaltı yaptığımız takdirde, vücudumuzun gün boyu alması gereken enerjinin temelleri de atılmış olur. Kahvaltıda, lif bakımından zengin ve yağ oranı düşük yiyecekler tüketildiğinde, vücudumuza gün boyu dinçlik ve dinamizm aşılayacak besin öğeleri de alınmıştır" şeklinde konuştu.

GÜNLÜK BESLENME İHTİYACI KARŞILANAMAZ
Kahvaltı yapıldığı takdirde bunun vücuda büyük getirileri olacağının altını çizen Selahattin Dönmez, "Kahvaltı yaptığımızda, ilk olarak kan şekerimiz yükselir, vücut kaslarımız çalışır ve bizi gün boyu ayakta tutacak fiziksel enerji sağlanmış olur. Ancak günün en önemli öğünü olan kahvaltı atlandığı takdirde diğer öğünler ve atıştırmalarla günlük beslenme ihtiyacımızı karşılayamayız" ifadelerini kullandı.

Düzenli olarak her sabah kahvaltı yapmanın, öğrenme, dikkat, verimlilik ve aynı zamanda fiziksel dayanıklılığı son derece olumlu etkilediğini vurgulayan Dönmez, "Araştırmalar, kahvaltı yapmayan kişilerin öğrenme yeteneklerinde azalma, belleklerinde zayıflama, günlük işler ve performanslarında düşme ve çevreye karşı ilgide azalma görüldüğünü göstermektedir. Yapılan araştırmalar sonucu kahvaltı yapan öğrencilerin kahvaltı yapmayanlara göre daha başarılı oldukları kanıtlanmıştır" dedi.

İDEAL KAHVALTI NASIL OLAMALI?
Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, lezzetli ve sağlıklı bir kahvaltı için bir takım gereklilikler olduğunu dile getirerek, "Karbonhidrat, protein, lif, mineral ve vitamin bakımından zengin ve az yağlı besinlerin tercih edilmesi gerekir. Kahvaltılık gevrekler içerdikleri enerjiyi ve karbonhidratları vücuda yavaşça aktarırlar. Böylece günün ilerleyen saatlerinde yemek yeme arzusu, abur-cubura yönelme eğilimleri ortadan kalkar, kan şekeri seviyemiz normal seviyesini korur. Lif oranı yüksek kahvaltı, doyurur ve açlık hissini bastırır. Bunlara ek olarak, temel vitamin ve minerallerle güçlendirilmiş kahvaltılık gevrekler, kilomuzu korurken, ihmal ettiğimiz temel besin maddelerini almamızı sağlar. Tahıl gevreği ile birlikte karışık beslenen bireylerin ayrıca vitamin ve mineral desteğine ihtiyaçları olmayacaktır. FDA (Amerika Gıda ve İlaç Kurumu) az yağlı süt ile hazırlanmış tahıl gevreğinin kalp ve damar hastalıkları açısından koruyucu olduğunu bildirmektedir" şeklinde konuştu.
????: Web Hattı - Türkiyenin En Güncel Forumu /genel-saglik/19106-kahvaltinin-yararlari.html

Lif bakımından zengin besinlerin başında ceviz, fındık gibi sert kabuklu yağıl tohumların geldiğini hatırlatan Uzman Diyetisyen Dönmez, "Bunların yanı sıra; kepeği ayrılmamış tahıl taze sebze ve kabuklu meyveler ve kuru baklagiller gelmektedir. Araştırmalar yüksek oranda lifli gıdalar tüketenlerin, kan kolesterol ve kötü huylu kolesterol (LDL) düzeylerinin düşük olduğunu ve özellikle işlenmemiş tahıldan elde edilen kahvaltılık gevreklerin kroner kalp hastalığına karşı koruyucu etki sağladığını ortaya koymaktadır" açıklamasını yaptı.

SİNDİRİM SİSTEMİNE YARARLARI
Diyet lifinin sindirim sistemine de yararlı olduğuna dikkat çeken Dönmez, "Diyet lifi, bağırsakta fermantasyona uğrar ve suyu tutarak kabızlığı önler. Böylece sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Aynı zamanda lifler bağırsaktaki kanser yapıcı maddeleri yapılarına bağlayarak vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar ve kolon kanser riskini azaltır. Ayrıca, östrojen metabolizmasını düzenleyerek kadınları göğüs kanserinden de korur. Şeker hastaları tarafından Diyetle alınan yüksek oranda lifin, daha uzun sürede emilmesi nedeniyle kan şekerini daha düşük seviyede kontrol altına aldığı da bilinmektedir" şeklinde konuştu.

Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, Türkiye'de okul öncesi ve ilköğretim eğitimi gören öğrenci sayısının 12 milyonu geçtiğini hatırlatarak, "Ne yazık ki, okul öncesi çocukların yüzde 16'sının beslenmesi bozuktur. Bu yüzde 14-25'i yaşıtlarına göre daha zayıf ve kısa boyludur. Okul çağındaki çocukların ise yüzde 17-35'inden fazlasında kansızlık (anemi) görülmektedir. Öğrencilerin beslenme alışkanlığı incelendiğinde yüzde 60-85'inin sabah kahvaltı yapmadığı gözlemlenmiştir. Bu çocukların yüzde 25-43'ü kahvaltıda simit, gofret, çikolata, sandviç gibi besinler tüketmektedir" dedi.

DERSE DEVAMSIZLIK ORANI AZALIYOR
Kahvaltı yapan öğrencilerin derste daha katılımcı olduklarını ve okuldaki disiplin sorunları yüzde 50 azaldığını belirten Uzman Diyetisyen Dönmez, "Dolayısıyla ders dinlemeye ve öğrenmeye daha çok vakit kalıyor. Belirli bir zaman sonra ise, matematik notları yüzde 16'ya kadar, okuma notları yüzde 10'a kadar artabiliyor. Öğrenciler karın ve baş ağrılarından daha az şikayet ediyor. Kahvaltı etmeyen öğrenciler konsantre olmakta zorlanıyor, huzursuz oluyor ve huzursuzluk yaratabiliyor. Kahvaltı etmeyen öğrencilerin kan şekerleri karbonhidrat, protein, lif, mineral düşük çıkıyor ve daha çabuk yoruluyorlar. Kahvaltı eden öğrenciler daha uzun konsantre oluyor ve daha çok bilgi öğrenebiliyor. Yaramazlık yapmıyor ve dersi devamsızlık oranı azalıyor ve daha yüksek notlar alıyorlar" şeklinde konuştu.

VİTAMİN YETERSİZLİĞİNE DİKKAT
Türkiye'deki 0-5 yaş grubu çocuklarda, okul çağı çocuk ve gençlerde, yetişkin kadın ve erkeklerde, yaşlılarda vitamin yetersizlikleri görüldüğünü anlatan Dönmez, "Demir eksikliği anemisi önemli bir halk sağlığı sorunudur: 0-5 yaş grubu çocukların yüzde 50'si, okul çağı çocukların yüzde 30'u, gebe ve emzikli kadınların yüzde 50'si kansızdır" dedi.

Bitkiler Sağlık - Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu


İbrahim saraç abimiz yine çok dogru konusmuş.
genlerle ilgili bahsetmiş bitkilerle ilgili bahsetmiş...
tavsiyem izlemenizdir..

h1n1 Virüsü

herkeze öncelikle merhabalar
herkezinde bildiği gibi son günlerde dünyada domuz gribi krizi var.Domuz gribi çabuk buluşan bir hastalık deildir tabi önlemlerini alırsak:)
domuz gribinden korunmak için yapılcak şeyler basit

Elimizi sık sık yıkamamız lazımdır
şüphelendiğimiz kişilere yaklaşmamalıyız